Düşmanın hezeyanını gönlümden duydum; hakkımdaki düşüncesini gördüm bildim.
Köpeği ayağımı ısırdı, canımı iyice yaktı; fakat köpek gibi onu ısıramam ben, kendi dudağımı ısırdım.
Erler gibi tek kişilerin sırlarına erdim ben; onun sırrını bildim diye niye övüneyim?
Bütün ayıplar benden meydana gelmede, kusur bende...tuttum da bile bile bir akrebi ayağımın yanına getirdim.
İblis gibi hani, o da insanın ancak şeklini görmüştü...Allah' a and olsun ki beni de bu iblis görmüyor.
Neden halktan yüz çevirmişim; solukdaşlarıma haber ver, yılan oyluğumu soktu, o kara ipten ürktüm de ondan.
Pek kutlu susanların, dudaklarını, gözlerini yummuş erlerin gönüllerine, kimseciklerin bilmediği bir yoldan koştum, girdim.
Gönülden gönüle gizli bir yol vardır ya; o yoldan gittim de gönül hazinelerinden altınlar, gümüşler seçtim.
Külhana benzeyen gönüle eşek leşini fırlattım, attım...gül bahçesine benzeyen gönülden de güller derdim, yaseminler devşirdim.
Dostların iyiliklerini, kötülüklerini kinayeyle söyledim ama onların üstüne en iyi bir perde dokudum; onları örttüm, gizledim.
Gönlüm ansızın her şeyi bilen ulular ulusu bir gönüle ulaştı da o gönlün heybetindan gönül gibi çarpınıp çırpınmaya başladım.
Madem ki halinden hoşnutsun; ne diye bana düştün? Var git işine... Ne şeyhim ben ne mürit.
Sana karşı a kardeş, ne bakırım ben, ne kızıl altın... kapından dışarı at beni;
ne kilidim ne anahtar.
Bu sözü de söylemedim say; zati aklıma gelseydin and olsun Tanrı' ya, seninle hiç duruşmazdım.
Mevlana Cellaleddin
vıı - 1
28/10/2009 · Kategori: mavi yazılar
0 yorum yazılmıştır
:: Sonraki »